Konseptiz | Logo
Konseptiz | Search Logo

Arkadaş olalım.
İletişimde kalalım.

Müşterimiz Olun:

merhaba@konseptız.com

Ekibimize Katılın:

kariyer@konseptız.com

Konseptiz:

İTOB OSB Mah. 10032 Sok. Bilimpark Sit. A Apt
No:2/1A/001 Menderes – İzmir

+90 0232 483 13 33

HER MARKA KRİZE MÜŞTERİSİYLE GİRER.

Şirket yöneticilerinin bildiği gibi, ekonomik daralma dönemlerinde tüketici davranışları değişiyor.

Karamsar olan tüketiciler, satın alma kararlarını verirken temkinli davranıyor, seçimlerini rasyonel düşünerek veriyor.

Paralarının karşılığını eksiksiz alma beklentisi ile ürün ve hizmetleri daha detaylı seçerek; marka tercihlerini bu yönde belirliyorlar.

Bu davranışın altında yatan güdü ise çok doğal ve çok anlaşılır: Kendilerini korumak.

 

Her deneyimli yönetici bilir ki pazarda böylesine büyük bir bir değişiklik yaşandığında kartlar yeniden dağıtılıyor.

Böyle hassas dönemlerde markaların iletişim stratejilerini gözden geçirip, bu gerçek doğrultusunda revize etmeleri en doğrusu.

 

Çünkü, her kriz bir fırsat doğurur.

 

Bu süreçte iletişim yatırımını durdurmak ya da yavaşlatmak doğru bir kesinti değildir. Hatta iletişim markanıza yapacağınız en doğru yatırım olabilir.

Daha sessiz olacak bu ortamda, reklam yapanın sesi daha gür duyulur. Krizlerden sonra yapılan araştırmaların sonuçları iletişimini kesmeyen markaların

ekonomik krizi sağlıkla atlatmakla kalmayıp marka değerlerini yükselttiklerini görülüyor.

 

Dove, 2001 krizinde TV Reklamlarını arttırarak pazar payını %9,8’den %15,7’ye çıkardığını açıkladı.

Alo, 2001 krizinde tüketici kampanyaları yaparak 1999’da yüzde 3,5 küçülmüş olan pazar payını, kriz dönemi olan 2001’de yüzde 16,5 arttırdığını açıkladı.

 

Bir makanın ticaretteki başarısının en önemli belirleyicisi müşterisinin ruh halidir. Ve durgunluğa neden olan kötümser ruh hali, insanların ait olmaduygusunun baskın olduğu, 

güven arayışının en yükseldiği dönemlerdir. Onlarla konuşmayı, onları dinlemeyi bir anda kesersek,

yıllar içinde müşterilerimizleüzerine inşa ettiğimiz güven duygusunu zedeleyebiliriz. “Bizim markamız yeteri kadar güçlü, biz bu krizi rahat atlatırız.”

düşüncesi doğru değildir. Bu taktikkısa dönemde daha karlı ama orta uzun dönemde daha itibarsız bir marka yaratmanın garantili yoludur..

 

Eğer bir marka yöneticisi krizde olmadığı halde, iletişim giderlerini kısıyorsa… Zaten onu hiç konuşmayalım.

Savaş anında, çok para gidiyor diye savunmasına para harcamayan komutanın başına ne gelecekse onu yaşayacaktır.

 

Hepimiz gelecekten olumlu beklenti içinde yaşamak isteriz. Fakat, bu hassas zamanlarda,

markalarımızı üzerine inşa ettiğimiz güven duygusunu onlarla iletişimi keserek marka imajımıza ciddi zarar verebiliriz

 

Büyük toplumsal değişimlerde elbette herkesin kaybedecekleri vardır ama yaşanacaklar kaçınılmazsa önce bu durumu kabullenmek ve sonra içimizdeki “kahraman”ı uyandırarak bu değişimin fırsatlarına yönelmek gerekir.